Hikayemiz
Türkiye dünyadaki en zengin mutfağa sahip ülke. Standarlar, şehir hayatı artık tatların hepsini birbirine benzetmeye başladı. Yılın her günü sözüm ona pide var. Pide unundan yapılmayan görüntüsü pide! Trabzon ekmeği! Biraz büyük yaparsan Trabzon, Vakfıkebir ekmeği diye satılan ekmek. Paketlerde satılan tarhanalar. Tek çeşit.
Eski tatları özledik. Bunları yapanlar çok azaldı. Onlar da yitip gidince, hiç bir yerde bulamayacağız. Ne yapmalı? Onlar bu işten para kazanmalı ki, çocuklarına, torunlarına bu işi aktarabilsinler. Gelecek nesiller de bu tadı bulabilsinler.
Almanların ekmekleri çok güzel. Her gittiğimde alıp getirip buzluğa atıyorum. Bitmesin diye çeyrek çeyrek çıkartıp yiyoruz. Bir Alman ekmeğinin mayası en az 100 yıllık. 200 yıllık mayalar da var. Torunlar, büyük babalarından büyük büyükannelerinden kalan mayaları besliyor ve hala o güzel ekmekleri yapıyor.
Aynı ekmeğin ve hatta daha farklı ve güzelini Bodrum Turgutreis pazarında 2 Liraya buldum. Her Cuma kurulan pazarda 20-30 ekmek satıyor. Mayası annesinden. Her bahar kozalaklardan süzülen ilk baharın ilk yağmurları ile mayayı beslermiş. Şiir gibi. Gel gör ki topu topu 30 ekmek, 60 lira haftalık. Kızı, torunu bu ekmeği yapmayacak.
Kendisi için ürettiği 50 kg zeytinyağının arta kalan 10-20 kilosunu satan Ayşe Mazı Dağı’nda. Denemek için su pet şişesinde satılan zeytinyağını 1 kilo aldığıma pişmanım. Bu kadar lezzetli zeytinyağı çok az bulabilirim.
Biraz ötede, 20 liraya satılan çeşit çeşit bal. Organik sertifikası yok. O ne demek? Onu bile bilmiyorlar. Etrafta araç geçmiyor ki organik olmasın! Tarım ilacına para vermiyorlar, suni gübreye de. Yeteri kadar inekleri var. Onların gübreleri bedava. Arılara şeker de varmiyorlar. Çiçek, ağaç bu kadar bolken, şekere para vermek?! Bitmiş salça, konserve cam kavanozlarında, koparılmış defter sayfasına yazılmış etiketleri ile, gösterişsiz, özensiz bir masanın üstüne dizilmiş ballar. Hangisini almalı? Şeffaf da değil bu ballar. Ben balı şeffaf bilirim. Youtube’da araştırınca, aslında bir çok balın hiç de öyle şeffaf ve bildiğimiz gibi akışkan olmadığını öğrendim. Hayatımda hiç denemediğim akasya balını önerdi.
Turşu dün yapılıp, bugün yenen bir şey değil. Hem herkes aynı tadı mı seviyor? Ben biraz acımsı severim.
Tarhana bana özel olmalı.
Güzel paketler, alengirli markalar peşinde değilim. Tadını seveyim, bitmiş salça kavanozuna konmuş olsa da temiz olsun. Geleneksel olsun, sevdiğim tat olsun. Bazılarının sertifikası olmasa da, biliyorum ki bazıları gerçekten organik. Feslikan Yaylası’ndaki balcının organik sertifikasına ihtiyacı yok.
İşte bu kişileri sizlerle paylaşmak istedik. Lezzetli ve sağlıklı yiyecekleri üretenler, bu işten kazansınlar, ki üretmeye devam etsinler, çocuklarına torunlarına bu lezzetleri aktarsınlar istedik. Bu değerlerimiz kaybolmasın.
Mutlu ve sağlıklı günlerimiz olsun.
Organik.se Nedir?
Organik.se, doğal lezzet üreticilerini sizlerle buluşturan bir Pazar yeridir.
Pazaryerindeki üreticilerle siz temasa geçer ve siparişinizi verirsiniz. Aracısız, taze ve ucuz.
Son güncelleme: 24 Eylül 2026